11 Aralık 2011 Pazar

Süpriiiiiiiiiiizzz !




Hoh hoh hoo ! Yeni yıl kapıda mı ne ? :) Evet evet evet ! Çok heyecanlıyım. Hatta belkide haddinden fazla. Bu sene hayattan minicik beklentilerimin haricinde -ki bu beklentilerim içinde iyi bir üniversite ve eğitimim yurt dışında olacaksa güvenli bir yuva- hiç bir beklentim yok ! İlk kez hayatı akışına bırakıyorum (öss'yi bırakmak ne haddime onu da yazmasam ölürüm.) Yani kendimi hiç kasmadan hiçbir şeye hazırlıklı veee tamamen sürprizlere açık ! Ufacık bile olsa bir korku belirtisi yok içimde ama hani inceden bir telaşım yok desem yılın en iyi bayan oyuncu ödülünü alırım. ' Geleceeeek gelsene ! ' , ' Zaman çabuk geçse de bugünleri özlesek!  sözlerim geride hatta çoook geride kaldı. Şimdi ' hoop zaman oğlumm bir dursanaaaa !' dönemimdeyim. 'Yahu dur soluklan azacık bir yere kaçtığımız yok ya.' Yok illa geçecek şerefsiz. Anlamıyor. Okulumu , kardeşlerimi , (sayılı & bazı özel) öğretmenlerimi çok özleyeceğimi anlamıyor. Kahve içerken odamda olamama telaşımı anlamıyor. İnce yaprak testlerden fazlasıyla kalın üniversite kitaplarına geçmeye alışmamın çok zaman alacağını anlamıyor. Herkesten kopma telaşımı anlamıyor. Geçiyordaaa geçiyor. Ama kararlıyım önümdeki adımları sağlam basmaya. Evren nerede kalmıştık bebeğim :) ? Sanırım geçen bana göz kırptın ama seni halen affetmiş değilim. Bir kaç ay öncesine kadar yaptıklarını unutmadım. Ayrıca bugün ki sınavımın güzel geçmesi kesinlikle seninle alakalı değil. Ben kendim başardım. Gördün mü ? The Secret felsefesini yıktım yeniden yazdım oynadım kazandım. Artık kartlar benim elimde. Farkındayım hayatın değerinin ve ben istersem tatlı biliyorum. Eskiyi hatırladıkça hayallerim daha da önem kazanıyor ve geçmişe döndükçe içimdeki küçük ben aslında bana  bir zamanlar kim olmak istediğimi hatırlatıyor. Şimdi bunu kimse bozamaz !

6 Aralık 2011 Salı

' Aslında Kediler '

Benim bir arkadaşım kedilerin devamlı kızlara benzediklerini söyler durur. Ben ona hem katılıyorum hem katılmıyorum. Yani kedi lan bu. Hermafrodit değil ya ! Sadece dişisi de yok sonuçta. Erkeği de var. Hem de öyle bir var ki ! Bence erkekleri kedi köpek diye ayırmalılar hatta. Elimde olsa sadık dost aşık köpeğe benzeyeni seçerdim. Ama şansıma tüküreyim ki bugüne kadar hep kedilerine rast gelmişim iyi mi ?Kediler aman erkekler; sen sevmek oynamak istersin kaçar, ne zaman yorgunsun oynamak ister ayağına sürünür. Sonra sen onu sevdiğinde,okşadığında bazen elini yalar,sevgisini gösterir, ta ki başkası yemek ya da mamayla gelip de orta da küçük bir toz bulutu yaratana kadar. Benimde karşıma kaç tane eli yüzü düzgün erkek çıktıysa ya önceden rezerve idi, ya kapılmıştı, ya da sonradan benden kapıldı. Hayır cidden bazen düşünmüyor değilim hani üstümde büyü falan mı var diye? Çünkü son bir yıldır kime aşık olsam, sevsem, en basitinden hoşlansam, ayını hatta haftasını doldurmadan gidip başka biriyle çıkıyor. Hem de çevremden biriyle. Bana da ' Seni çapkın hadi hayırlısı olsun.' demek düşüyor. Bu kez de sorunu kendimde aramaya başlıyorum psikopat gibi. Hayır lan sorun bende değil sizde ! Beni tanıyan bilir de tanımayanlar da yanlış anlamasın öyle erkek delisi bir kız değilim ben. Sadece yanlış kişilerle yanlış zamanda karşılaşmış bir kızcağızım. Evrene binlerce kez mesaj yollamama rağmen sevgili evren operatörünü değişmiş eski sevgili gibi benden hep kaçtı. Ben ne yapayım yahu ! Yok ama bu defa son ! Evren azacık da sen peşimden koş bebeğim artık seni takmayacağımmmmmm :)

28 Kasım 2011 Pazartesi

Sıcak bir bardak kahveyi beklediği gibi yorgun bir insanın bende öyle bekledim seni ! Sanma ki çok şey değişti. Bazı şeyler başka şeylerin yerini aldı o kadar. Yokluğun eskisi gibi bir boşluk değil artık. Acıtmıyor. Fazlasıyla alışmışım darbe yemeye ki nasır tutmuş her yerim. Ama pes etmedim. Hep umudum oldu. Korkar oldum sevmekten ama sevmeye çalıştım işte. Denedim... Çünkü başkalarının masumiyetini senin yaralarınla kirletmek istemedim. Bir de ön yargının kötü bir şey olduğunu öğrendim. İnan bana kimse ön yargı damgasını yemeyi hak etmiyordu etrafımda ve hepsi ama hepsi senin suçun. Sayende olduğum mutluluğu bile hak etmeyen kendini beğenmiş bir insandın sen çünkü. Hala öylesin ama hayatım da yoksun o kadar. Aslına bakarsan keşke hiç olmasaymışsın. Sen gittin diye dünya yıkılır sanıyordum. Yıkılmadı mesela. Ağlamadım mı ? Ağladım. Ama artık bitti . Gerçekten. Artık umut dolu hayallerim var benim çünkü ön yargı olayını kaldırdım. Belki de hayatımın aşkı ön yargı yüzünden hep ertelendi. Kimler için kötü dediysem iyi, iyi dediysem kötü çıktı. Ama ben ne yapayım seçtiğim malların hepsi defolu çıktıysa? Son olaraktaaaaaaaaaaaaannnnnnn çok güldürürse hayat korkma ağlatacak diye bir şey yok illa ki. Ağlamanı gülmeye bağlama ve özgürce gül çünkü ne demişler kimin ne zaman gülüşüne aşık olacağını bilemezsin! ;)

8 Kasım 2011 Salı

Çözmek hayatı tek başıma Hiç yaramadı işime Alamadı kimse benden bildiklerimi Seni seviyorum derken Sadece iki kelime değildi.

Ne güzel demiş Ceyhun Yılmaz..Şu son bir yılda yaşadıklarım. Ne bileyim. Yazsam roman çeksem film olur o derece.. Bir yerden başlamak gerekirse; doğru aşkı bulduğunu sanan genç kız aldatılır ve sevgilisinden ayrılır. Bir süre aşk acısını çeker sonra beyaz kuşlu prens gelir. Aman tanrım ne kadar mutludur kız. Ne kadar ortak noktaları vardır ! İmkansız olamazdı böyle birisi. Artık olması gereken tek şey beyaz kuşlu prensin çıkma teklifi etmesiydi. NE TEKLİFİ !  Kuş beyinli ! Onun yerine kendisiyle irtibata geçilebilecek tüm yolları bir anda kesti ! Ne oldu diye sorunca da öyle olması gerekti dedi.. Biz buna kızlar arasında ciddiye binen iş sonucu geçirilen mutasyon evresi diyoruz. Sonrası malum tabi ki başkası.. Ondan sonrası biz bu bay kuş beyinli ile konuşuyorken , eski erkek arkadaş bunu duyar ve minnacık aklıyla intikam alacak ya, kızın saf salak arkadaşlarından birini bulur ve ona çıkma teklifi eder. İki geri zekalı tencere kapak ! Tanrıııııııııım inşallah ayrılmazlar çektiğim acıların onda birini yaşamayan, zihinsel fakir , hidra'dan daha bile gelişememiş, alt düzey, amip bir dakika ben bu hayvanlara sövmüş oluyorum ! Hiç bir hayvana bunu yapamam ! O kadar aşağılayamam ! Kız desen sadece salak değil , benden çirkin , şişman , güzel de değil ama kabul aşk güzellikle de değil ama midesi olan bunu kendine yapar mı arkadaş ? Gerçi midesi olan o maymundan gelme , '' Primat '' bir diğer deyiş ile '' İri beyinli yüksek memeli ''  ile çıkar mıydı ? Ben de miğdesizmişim demek ki :( Şöyle açıklayayım ki açıklayamıyorum ki ! Her neyse. Ben de safın önde gideniymişim hani. Kızı saflıkla suçluyorum ama düşünsenize kız kıza oturuyoruz. Sohbet ediyoruz. Ben sövüyorum sayıyorum eski çocuğa, çocuğun yalvarma mesajlarını okuyor kız ve üzerinden iki hafta geçmeden çıkmaya başlıyorlar.(Ha bir de ben bu kızla aynı oda da kalacaktım bunları bilmeden. Çok sevgili bir arkadaşım hayatıma el atıp odasını açtı sağ olsun). Bingo ! Haydi gelin gelin kızımıza lakap seçelim. Siz olsanız ne derdiniz ? Hayır yazmaya elim varmıyor. Cidden aşık mı oldunuz güzelim ? Ay güzel de değil ki ne güzeli ?!  Hani biraz şişman olup albenisi olan kızlar vardır. Yok anacım yok bunun ne alı ne beni var S*ktir git !' i var direk. Ha bir de bayram mesajları var, 'Umarım istediğine kavuşursun falan da  filan.' Sırf bahane ! Yemezler canım bahane mi bitti ? Sen bayan primatınla sinemaya git el ele bile tutuşmaz iken arkadaşımı gör, sırf bana söylesin diye öpüş yiyiş ! Pazarda ki NİKE t-shirtler bile sizden gerçek be ! Her neyse onlara daha fazla yer vermek istemiyorum. Tüm bunlar oldu bitti derken sevgili kızımız aşka nasıl açsın kanatlarını ? Bir daha olur mu böyle ? O kadar boktan bohem bir hayat tarzı. İçine tükürdüğüm hayat güzel be demeye başlamıştım bir başkası olana kadar. Şuanda ondan çok bahsetmek istemiyorum. Utangaçtı güya dershanedeki kız yüz vermeyinceye kadar gidip sevdiğim bir arkadaşımla çıktı. Çifte acı ! Ne diyeyim? Mutluluklar evlatlarım. Böylece rahatça diyebilirim ki Aşka inancını kaybetmiş her kadının arkasında başarılı bir erkek vardır ! =) '

5 Kasım 2011 Cumartesi

Gelecek telaşı bende de var tabi

Günlerim daralıyor ygs yaklaşıyor ve en önemlisi hayat başlıyor. Şimdi yaşamıyor muyum? Yaşıyorum elbette ama çok rahat. Peki bir yıl sonra ne olacak? Yıllarca düşündüğüm tasarladığım hemen herkesle konuştuğum o mükemmel hayat? Nerede , kimlerle olacağım ? Mutlu olacak mıyım? Yoksa hayat dürtüp duracak mı? Hangi bölümü kazanacağım? Ne olacağım? Tüm bu soruların cevabını şimdi vermek çok zor. Zaten istesem de ben veremem ama zaman verecektir eminim :) Tek dileğim biraz daha bocalamadan, sallantı olmadan ,zorlamadan, mutlu ve huzurlu bir şekilde bu seneyi sonlandırmak. Benim yolumdan geçenlere bakıyorum da ne kadar özeniyorum. Dün fark ettim ki aslında olduğum yola da özenenler var o yüzden şu anı yaşa artık geriye bakma ileriyi düşünme dedim kendime! Ne olacaksa olacak. İnancını yitirmiş birinin sözleri değil bunlar. Bunlar gerçekten geleceği sorgulamaktan bıkmış , zamanın getireceklerine hazır ve biraz daha yaşayacakları olan birisinin sözleri. Çünkü hayat nasılsa tutacak elimi zamanı gelince kovalamanın bir manası yok :) Aslında tek korkum bugün düşündüklerimi yarında düşünmek. İstikrar sahibi bir insan olmak , ama asla sabit düşünceli değil.

2 Kasım 2011 Çarşamba

Aşk Kış kış !

Kasım ayını ve aşkı bağdaştıramamışımdır hiç. Aşk dediğin bahar da gelecek. Ne o ? Kasımmış. Kışın aşk mı olur ? Aşk acısı olur olsa olsa. Yalnızlığın yetmez gibi soğukta hatırlatır öznelerin eksikliğini. Ayları saymaya başlarken bulursun kendini. En azından ben bulurum. Saatler bir saat geriye alındı ya , havalar daha erken kararmaya başladı, hah ben kışı bu yüzden pek sevmiyorum.Karanlıkla birlikte soğuk ! Üşümek tarzım değil adamım yeah ~ Tamam gerçekçi olalım. Eldivenimin tekini paylaşacağım, atkımı boynuna takıp ' Kime baktın sen ? ' deyip azarlayacağım ve ' Al bu montu bak yağmur sıklaştı.' diyen bir sevgilim olmadı ama hiç bir zaman da böyle bir sevgilinin yokluğunu hissetmedim. Kıskanmadım mı öteki aşıkları ? Kıskandım ama noldu? Bir süre sonra ayrıldılar. Hoşlandığım kişilerse hep ben ilkbahar yaşarken sonbaharı tamamlayanlar oldu. Değerimi bilemediler anacım. Halbuki değerim bilinse! Neyse benim de değerim sonradan anlaşılacak ama geç olacak umarım ölmeden önce olur. Ama ne demiş babacığım ' Ölüm önemli değil kızım.Önemli olan yaşarken içimizde ölenlerdir.' Diye diye içimde mezarlık oldu lan. Böylece bende artık sevmeyeceğim dedim bende ve aşk hayatını kapattım.Gece uykularım düzende ve bir yıldır rahat nefes alıyorum. Uçanlara iyi uçuşlar, tekme basılanlara geçmiş olsunlar diliyorum. Son olarak güneş gibi ''ToP'' olsanız da ne sevdiğiniz geri döner, ne de dünya etrafınızda döner !

Pembe Mezarlık (Model)

Christina Perri - Jar of Hearts Official Video

1 Kasım 2011 Salı

Biraz Eskilerden

Benim hiç sevmediğim yıllar ilkokul yıllarıdır.Yalan yok , öyle ki ortaokula başlayınca cennette gibi hissetmeye başlamıştım. Beni o okuldan soğutan o kadar sebep vardı ki ! Öncelikle sınıf arkadaşlarımın hepsi 'ayrı cins salak' tı. Geleceğe gidip Gossip Girl'in  tüm sezonlarını tek seferde izlemiş gibi kendilerine gruplar yaptılar. Ayrı yemek yemeler, ayrı oyun oynamalar. Tabi ki dışarıda kalmadım ama kendime bir grup bulmam biraz zaman aldı. O zamandan beni spordan soğutan da bunlar ve aptal gruplaşmaları. 'Tut o topu tut ! Korkmasana top senden korksun. - İyi misin ? ' O zamandan sevmedim sevemedim arkadaş basketbol denen illeti. Şuan sevdiğim üç spor yüzme, plates ve dans. Dans ortaokul cennetimin kapılarının anahtarıydı. Üç sene dans ettik orada. Yüzme sevgili babacığımın hediyesi. Nasıl mı ? Yedi yaşındayken yat gezisine giderseniz ve karaya yüzerek ulaşmayı (babanızla tatlı bir yarış yapmayı ) hedeflerseniz ve babanızda kolluklarınızı alırsa, o gün ona küserseniz ama yüzmeyi de öğrenirsiniz :) Teşekkürler babacığım. Plates ise zor zaman kurtarıcım , öğretmeni kötü değil ama sevemedim bir türlü vik vik sesinden midir nedir?Benim sevdiğim düzensiz sporlarım bunlar.Neyse uzattım. İlkokul demiştim değil mi ? Sevdiğim öğretmenlerim vardı sevmediklerim gibi.. Sevdiklerimle halen görüşürüm hatta bir tanesinin mezarının yanından her geçişimde içim cız eder ve bir fatiha okurum.Öyle iyi adamdı rahmetli okul müdürümüz. Küçükken çok cılızdım ve beni rahatsız eden saçımı çekip silgimi çalan çok olurdu. Bu adamcağızda çözümü en son silgiyi delip kurdeleli kolye yapıp boynuma asmakla bulmuştu. Baba sıcaklığı vardı adamda. Hah şimdi bu gibi adamlar varken sen kalk seni korkutan, her defasında cezayla tehdit eden öğretmenleri sev say , oldu cicim. Bir tane müzik öğretmenimiz vardı. Soğuk nevale, evlerden uzak. Kadını sanki zorla müzik öğretmenliği okutturmuşlar ,bıraksalar yıldız olacaktı da biz engeli olmuştuk gibi bakışları vardı. Gelsin bu kadın size minik kelebeği öğretsin siz de söyleyin göreyim. Söyleyemezsiniz olmaz tek düze söyler çıkardık. Müzikten soğumadım ama soğutamadı mutluyum. Piyano bile çalarım ara sıra kafama göre çok amatör. Mikrofonum sırdaşım kardeşim, sesim ince sızım sevdiceğim iseverim şarkı söylemeyi ben güzelim :) Son olarak sevmediğim diğer gıcık etüt müdürü vardı. Halen sevmiyorum. Bir keresinde beni annem etüt merkezinden alacaktı normalde bu adam servisle bırakırdı, bir de deli sürerdi , eve gelene kadar mideceğizim alt üst olurdu. Neyse annem gecikti sırf bana lahmacun almak için canım benim biriciğim kıyamam :) Adam tutturdu seni ben bırakacağım diye. Bende hayır annem alacak diye tutturdum. Annem son anda yetişmeseydi zorla otobüse atıp bırakacaktı eve. Annem gelince koştum, sarıldım bir ağlama tuttu beni.Annemdi yahu sonuçta ondan yüce koruyu bir canlı var mıydı yer yüzünde Allah'tan ve babacığımdan başka ? Anneme sığındım tabi :) Ama unuttuğum bir şey vardı. O günün ertesi günü.. O güne lanet olsun işte. Adam bana geldi ve dedi ki 'Dün yaptıklarını unutmadım. Annenin yanında beni küçük düşürdün vs..' Anam ben bok oldum ve bir daha ağzımı açamadım her gün dua ettim ilkokul beşinci sınıfa gelip dershaneye gitmek için. O dönemde kolej sınavları vardı. Dershanem kurtuluşum oldu tabi ertesi sene. Dershane sevdam oradan kaynaklı herhalde 1 + 5 inci senem bu sene :) Aile gibiyiz ama bu sene son :/ Şu anda çok mutluyum. Beni seven bir ailem , beni üzemeyen arkadaşlarım ve her söylenen lafa bir cevabım var. Kimse laf sokamıyor ^.^ hemen cevabını alıyorlar bulaşanlar. Beyinsizler ise aval aval bakıyor acıyorum :) Ama eskiden bu kadar çimdiklemeseydi hayat bu kadar dayanıklı ve tecrübeli olamazdım :) Teşekkürler Hayat & İlkokul Pislikleri . Ya da tek teşekkür Hayata ! Fuck the others beybi !!!!! ;)

29 Ekim 2011 Cumartesi

Ne ara vazgeçmişim kendimden?

Her zamangeleceği düşünmek zorunda olan ben, pişman olabilecek olan ben, mutsuz olabilecek olan ben , o yüzden elinde olan bir kaç fırsatında uçmasına sebep olan yine ben. Dokuz yaşından beri bir hayalim var ve ben isteksizce farkında olmadan içinde bulunduğum durum ve koşullar nedeniyle bu hayalimi 10 yıl erteliyorum. Ben dokuz yaşımdan beri moda tasarımcısı olmak istiyorum gel gör ki içinde yaşadığım memlekette okuyup döneceğim bölümle hayalimle uzaktan yakından alakalı iş yok ve ben de bir fabrikatör kızı değilim.Yani ailemin beni okuduktan sonra başına geçirtecekleri bir fabrikamız bile yok :) Ben de MECBUREN bu bölümden vazgeçme kararı aldım.Ne yalan söyleyeyim annem hep destek çıktı bana , babam ise hep mantıklı düşünen taraf olmayı sürdürdü ve bana daima beterin beteri olduğunu okumakla bitmediğini ilerde pişman olursam hiç bir şekilde mesuliyet kabul etmeyeceğini söyledi durdu. Anadolu lisesinde MF bölümünde olduğumdan hayallerimi hep ertelemek zorunda kaldım. Şimdi eminim okuyanlar TM 'ye geçseydin ya diyecek ama şöyle ki ben ailemden devamlı ' Zeki kız. Kesin doktor olur ya da vb ' gibi yorumlar aldım. Düşünsenize olmadın mı toplu katliam. Gerçi bir kaç deneme sınavdan çıkıp sonuçları aldığımda doktor olamayacağımı anladılar ve zorlamaktan vazgeçtiler.Ben yinede moda tasarım isterim diyemedim.Hayır dedim aslında ama gerçek hep tokat gibi yüzüme vuruldu.Hayallerime ulaşmam için tomarla para gerekliydi ve dedim ya ben fabrikatör kızı değilim diye.. Şimdi gel de sen devlet üniversitesinde moda tasarım seç bunu tüm sülaleye anlat dur. ' Hani dersleri çok iyiydi bu kızın bula bula bunu mu okudu? ' demezler mi ? Zaten bu güne kadar her şeyden elalem ne der dedi diye vazgeçmedik mi ? Onu geçtim geri gelip de iş bulamazsam bende asla kariyer ya da eleman olarak çalışacak bir kişilik yok. Sakın yanlış anlaşılmasın onları aşağlamıyorum tabi ki millet ekmek derdinde ama ben yapamam şahsen diye düşünüyorum gerçi insan zor durumda kaldığında her şeyi yapar da bir ömür boyu yapabileceğim meslekler bunlar değil. Şimdi gel gelelim seçmek istediğim mesleğe.HİÇ BİR FİKRİM YOK ! İnanır mısınız ? Soranlara biyoloji üzerine diyorum ama puanım ile hareket edeceğim. Kendi şansımı yaratmak istiyorum o zamana kadar neler olacak bekleyip görmekten başka çarem yok. Ha bir de şey bu yazıyı yazmak nereden aklına geldi diye soracak olursanız sormazsınız ama geçen sene bu zamanlar aptal gibi aşık olduğumu düşündüğüm bir çocuk vardı. Çok sular aktı köprüden de ara sıra bakıyorum ne yapıyor diye. Bunun benden sonra çıkmak isteyip de çıkamadığı benimde acayip sinir olduğum bir kız var onun profiline gireyim dedim bir baktım ne göreyim kız Vogue Dergisi'nde ne bileyim ne olarak çalışıyor (Aynı zamanda okuyor.) İşte o an dedim ki kendime kızım UYAN ! HAYALLERİNİ ÇALIYORLAR ! Bir kısmını önceden çalmıştı zaten. Her neyse sonuç olarak daha bir hırslandım ve kendime dedim ki 'Ne olursa olsun ne pahasına olursa olsun hayallerimi bir gün mutlaka gerçekleştireceğim ! Buna köşe yazarlığı dahil :)

28 Ekim 2011 Cuma

Sınav haftası sendromu denen durum her dönem olduğu gibi bu dönemde hepimizi sardı. Ama öyle böyle değil. Tüm dileğim tüm sınavlarımın iyi geçmesi sonuçta son senem ve ortalamam iyi gelsin istiyorum ama sınava girince öyle olmuyor işte, durup puan hesaplaması yaparken buluyorum kendimi şuradan üç puan , şuradan yedi puan derken altı - yedi alsam yeter derken buluyorum kendimi. Psikopat değilimde hani hayal kurmak da kötü değil. Laf Notlardan açılmışken matematik sınavım iyi geçti belki ilk kez ama herkesin iyi geçmiş kısacası 12. sınıfın nimetleri diyorum ve geçiyorum. Bu dönem çıkan sivilceler ve ikişer üçer alınan kilolardan bahsetmiyorum bile bahsedemiyorum elim varmıyor. İyi yanları olursa ders yok, öss ye çalışılmıyor ve cuma akşamları çalışmasam da oluyor. En özeli ise anneciğimin kahvaltıda kurduğu ballı reçelli sofralar :) Anneciğim canımdır candır. Notları da bayramdan sonra alacağımızdan, hadi geç bu hafta mutluluk bana doğru koş :)